TÜRKİYE'NİN KREDİ NOTU YÜKSELDİ


3/12/2009 · Kategori: Vergi Haber ve Makaleleri

TÜRKİYE'NİN KREDİ NOTU YÜKSELDİ
ImageLONDRA - Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye'nin kredi notunu iki kademe yükselterek, BB(+)'ya çıkarttı.

Kuruluş, uzun vadeli ulusal para cinsinden notunu da, BB'den, BB(+) ve Türkiye'nin ülke tavan notunu da BB'den BBB(-)'ye yükseltti.
Türkiye'nin, döviz ve lira cinsinden uzun vadeli kredi notunu, Ekim ayında ''pozitif'' izlemeye almıştı.
Fitch tarafından yapılan açıklamada, ''pozitif'' izleme sonucunda, Türk ekonomisinin küresel mali kriz karşısındaki dayanaklılığı nedeniyle, yıl sonuna kadar kredi notunun yükseltilebileceği vurgulanmıştı.

MALİ KRİZE DAYANIKLILIK GÖSTERDİ
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye'nin, küresel mali krizin ciddi stres testine göreceli olarak dayanıklılık gösterdiğini bildirdi.
Kuruluş tarafından yapılan açıklamada, Türkiye'nin kredi notunun iki kademe yükseltilerek, BB(+)'ya çıkartılmasına ana gerekçe olarak, stres testine gösterdiği dayanıklılığın yanı sıra enflasyon, dış finansman ve siyasi risk baskılarının azalmasını gösterdi.
Fitch, küresel krizin Türkiye ekonomisinde derin durgunluğa yol açsa da mali bir kriz ya da ödemeler dengesi krizine sebep olmadığını vurguladı.
Reyting kuruluşu, Türkiye'nin küresel krize göreceli dayanıklılığının, kredi temelleri ve borç tahammülünün düşünülenden daha güçlü olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Türkiye'nin, daha önceki şoklara nazaran, döviz kuru krizine neden olmadan, konjonktüre karşı parasal ve mali politikalar uygulayabildiği, faizlerin de tek haneye indiği belirtildi.
Fitch, Türkiye'nin bu yıl, yurt içinde borçlanma miktarını artırabildiğini, yurt dışına fazla tahvil ihraç etmediğini, IMF'nin Acil Yardım Paketine başvuruda bulunmadığını, bankacılık sektörüne destek vermek zorunda kalmadığını, ayrıca dolarizasyonda fazla bir yükselme olmazken, ciddi sermaye çıkışının yaşanmadığını da vurguladı.
Reyting kuruluşu, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 6 daralacağını, ancak gelecek yıl yüzde 4 büyümesinin beklendiğini, cari açığın da yüzde 2,1 düzeyine gerileyeceğini kaydetti.
Türk bankacılık sektörünün, krizde başarılı sınav verdiğini belirten Fitch, kamu finansmanı için ise aynı şeyin söylenemeyeceğini vurguladı.
IMF tanımlı bütçe açığının Gayri Safi Yurt içi Hasıla'ya oranının, bu yıl yüzde 7,6 ve gelecek yıl da yüzde 5,6 olmasının beklendiği kaydedildi.
Fitch, Türkiye'nin dış mali riskinin azalmasında, risk notunun düşmesi ve özel sektörün borçlarını makul bir şekilde uzatabilmesinin yanı sıra,açıklanamayan büyük oranlı sermaye girişinin de etkili olduğuna dikkat çekti.
Fitch, Türkiye'yi ''Pozitif İzleme''den de çıkarttı.


Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : kredi,not

ENFLASYON RAKAMLARI AÇIKLANDI


3/12/2009 · Kategori: Vergi Haber ve Makaleleri

ENFLASYON RAKAMLARI AÇIKLANDI
ImageANKARA - Türkiye'de Kasım ayı itibariyle yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında (TÜFE) yüzde 5,53, üretici fiyatlarında (ÜFE) yüzde 1,51 arttı.

Geçen yılın aynı ayında yıllık enflasyon TÜFE'de yüzde 10,76, ÜFE'de yüzde 12,25 olmuştu. Böylece, Kasım ayı itibariyle yıllık enflasyon, geçen yılın aynı ayının, TÜFE'de 5,23 puan, ÜFE'de 10,74 puan altında gerçekleşti.
Yılın 11 ayında TÜFE yüzde 5,96, ÜFE yüzde 5,24 oranında artış gösterdi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Kasım ayı itibarıyla aylık enflasyon TÜFE'de yüzde 1,27, ÜFE'de yüzde 1,29 arttı. 2008 yılı Kasım ayında TÜFE yüzde 0,83 oranında artarken, ÜFE'de yüzde 0,03 düşüş olmuştu. Buna göre aylık bazda enflasyon, geçen yıl Kasım ayına göre TÜFE'de 0,44 puan, ÜFE'de ise 1,32 puan artış gösterdi. Kasım ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 6,53, üretici fiyatlarında yüzde 1,37 düzeyinde gerçekleşti.
Öte yandan TÜFE'de Kasım ayında endekste yer alan 449 maddeden 73 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı, 254 maddenin ortalama fiyatında artış, 122 maddenin ortalama fiyatında ise düşüş gerçekleşti.
ÜFE'de ise Kasım ayında endekste bulunan toplam 768 maddeden 205 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı, 364 maddenin ortalama fiyatında artış, 199 maddenin ortalama fiyatında ise düşüş oldu.
ÖZEL KAPSAMLI TÜFE GÖSTERGELERİ
Kasım ayına ilişkin özel kapsamlı tüketici fiyatları endeksi göstergelerine bakıldığında, ''çekirdek enflasyon'' yerine açıklanan TÜFE göstergeleri geçen ay, mevsimlik ürünler hariç yüzde 0,46, işlenmemiş gıda ürünleri hariç ise 0,78 arttı.
Fiyatlar, enerji hariç yüzde 1,26, işlenmemiş gıda ürünleri ve enerji hariç yüzde 0,66, enerji hariç ve alkollü içkiler ile tütün ürünleri hariç yüzde 1,34, enerji hariç ve alkollü içkiler ile tütün ürünleri hariç ve fiyatları yönetilen/yönlendirilen diğer ürünler, dolaylı vergiler hariç enflasyonda da yüzde 1,44 arttı.
Enerji hariç ve alkollü içkiler ve tütün ürünleri, işlenmemiş gıda ürünleri hariç de yüzde 0,79, işlenmemiş gıda ürünleri, enerji ve alkollü içkiler, tütün ürünleri ile altın hariç yüzde 0,61, enerji hariç, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç fiyatlarda yüzde 0,73 artış meydana geldi.

KASIM AYININ ZAM ŞAMPİYONU KABAK
Kasım ayının zam şampiyonu yüzde 41,49 artışla kabak oldu. 
Kasım ayında fiyatı en fazla artan ürünler arasında, kabağın yanı sıra salatalık, taze fasulye, kadın  kabanı, erkek paltosu gibi kalemlerdeki fiyat artışı dikkati çekti.
TÜFE'ye göre, geçen ay fiyatlar sırasıyla, salatalıkta yüzde 29,66, taze fasulyede 28,07, kadın kabanında yüzde 19,47, erkek paltosunda yüzde 17,42, arttı.
Kadın çizmesinde yüzde 15,89, çocuk kabanında yüzde 13,16, erkek kazağında 10,18, mücevherde yüzde 7,61, erkek takım elbisesinde 7,19, erkek botunda yüzde 6,24, etekte yüzde 5,12, antep fıstığında yüzde 4,33, tüpgazda yüzde 4,23, sucukta yüzde 4,09 artış saptandı.
Geçen ay LPG dolum ücretinde yüzde 3,92, yumurta ve dana etinde yüzde 3,14, battaniyede yüzde 2,78 ve yoğurtta yüzde 2,51 fiyat artışı gözlendi.
Geçen ay fiyatı en fazla düşen ürün ise yüzde 27,16 ile portakal oldu. Balığın fiyatı yüzde 10,97, yurt içi bir hafta ve daha fazla süreli turların fiyatı da yüzde 9,63 azaldı.


Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : enflasyon,oran

faizde ek indirim olanağı


3/12/2009 · Kategori: Vergi Haber ve Makaleleri

FAİZDE EK İNDİRİM OLABİLİR
ImageANKARA - Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, önümüzdeki dönemlerde küresel büyümenin tekrar kesintiye uğraması ve bu durumun yurt içi iktisadi faaliyetteki toparlanmayı geciktirmesi durumunda, politika faizlerinde ek bir indirim sürecinin söz konusu olabileceğini bildirdi.

Para Politikası Kurulunun 19 Kasım 2009'da yaptığı toplantının özeti açıklandı.
Merkez Bankasından yapılan açıklamada, Ekim ayında tüketici fiyat endeksinin yüzde 2,41 oranında arttığı ve yıllık enflasyonun yüzde 5,08'e gerilediği hatırlatıldı.
Ekim ayı fiyat gelişmelerinin, Eylül ayı Para Politikası Kurulu Toplantı Özetinde ifade edilen görünümle uyumlu gerçekleştiği belirtilen açıklamada, gıda ve giyim gruplarındaki mevsimsel fiyat artışları, elektrik tarifelerindeki değişiklik ve dayanıklı mallar üzerindeki vergi ayarlamaları aylık bazda yüksek oranlı bir artışa yol açarken, yıllık enflasyonun azalış kaydettiği ifade edildi.
Gıda fiyatları yıllık artış oranının da Ekim ayında yüzde 5,82'ye düştüğüne işaret edilen açıklamada, meyve ve sebze ihracat miktarının azalmasının grup yıllık enflasyonunu aşağı yönlü etkilediği, buna karşılık et fiyatlarında süregelen yüksek oranlı artışların, gerek gıda fiyatları gerekse bu fiyatların girdi teşkil ettiği yemek hizmetleri fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskılara neden olduğu kaydedildi.
Enerji fiyatlarının da Ekim ayında yüzde 2,50 oranında arttığına dikkat çekilen açıklamada, bu artışın 2,30 puanlık kısmını elektrik tarifelerindeki yükselişin oluşturduğu, söz konusu artışın tüketici enflasyonuna katkısının ise yaklaşık 0,35 puan olduğu belirtildi.
Açıklamada, enerji fiyatlarının Mayıs sonrası dönemde bir miktar artış kaydetse de hali hazırda bir yıl önceki düzeyine yakın seyrettiğine işaret edilirken, ''Özetle, vergi ayarlamalarının etkisinden arındırıldığında temel enflasyon göstergeleri enflasyonun ana eğiliminin düşük seviyelerini koruduğuna işaret etmektedir'' denildi.

TALEP VE İSTİHDAMDAKİ İYİLEŞME UZUN ZAMAN ALACAK

Toplantı özetinde, tüketim talebi, yurt içi talep  ile dış talep konularında da değerlendirmede bulunulurken, ''Kurul üyelerinin mali ve parasal genişleme politikalarının etkisiyle 2009 yılı ikinci çeyreğinden itibaren küresel ekonomide gözlenen toparlanma eğiliminin, alınan tedbirlerin kademeli olarak geri çekilmesiyle ivme kaybedebileceğine işaret ettiği'' belirtildi.
Açıklamada, bu çerçevede Kurulun, dış talebin eski düzeylerine dönmesinin uzun bir zaman alacağı değerlendirmesinde bulunduğu kaydedildi.
İstihdam koşullarının kalıcı olarak iyileşmesinin uzun zaman alacağının anlaşıldığı ifade edilen açıklamada, şöyle denildi:
''Nitekim, mevsimsellikten arındırılmış verilerle son iki aydır gerileyen tarım-dışı işsizlik oranı Temmuz-Eylül döneminde aylık bazda yeniden artış göstermiştir. Böylelikle, yılın üçüncü çeyreğinde tarım dışı işsizlik oranı yıllık 4,1 puanlık artışla yüzde 17 oranında gerçekleşmiştir. Ekim ayına ilişkin işsizlik sigortası başvurularının yüksek düzeylerde seyretmesi, yılın son çeyreğinde işsizlik oranlarının yüksek seyrini koruyacağına işaret etmektedir. Bu çerçevede Kurul, iktisadi faaliyete ilişkin mevcut görünüm dahilinde istihdam koşullarında kısa vadede belirgin bir iyileşme olmayacağı öngörüsünü korumuştur.''
Kurulun, yurt içi kaynak kullanımının ve dolayısıyla enflasyonun düşük seyrini koruyacağı öngörüsünü yinelediği belirtilen açıklamada, 2008 yılı Kasım ayından bu yana sürdürülen faiz indirimlerinin etkisinin ve küresel risk algılamalarındaki iyileşmenin desteği ile kredi piyasasında da olumlu gelişmeler gözlenmeye başladığı kaydedildi.

POLİTİKA FAİZLERİNİN UZUN MÜDDET DÜŞÜK TUTULMASI ÖNEMLİ

Son dönemde açıklanan verilerin en kötünün geride kaldığını teyid etse de, küresel ekonomideki toparlanmanın henüz yeterince güçlü bir ivme kazanmadığı ifade edilen açıklamada, kredi piyasalarındaki sıkılığın devam etmesi ve işsizlik oranlarının yüksek seyretmesinin küresel iktisadi faaliyete ilişkin aşağı yönlü riskleri canlı tuttuğu bildirildi. Açıklamada şu değerlendirmede bulunuldu:
''Önümüzdeki dönemlerde küresel büyümenin tekrar kesintiye uğraması ve bu durumun yurt içi iktisadi faaliyetteki toparlanmayı geciktirmesi durumunda, politika faizlerinde ek bir indirim süreci söz konusu olabilecektir.
Bu çerçevede, küresel ekonomideki sorunların henüz tam olarak giderilememiş olduğunu ve toparlanmanın gücüne ilişkin belirsizliklerin devam ettiğini dikkate alan Kurul, para politikasının aşağı yönlü esnekliğini uzun bir süre koruması yönündeki görüşünü teyid etmiştir. Bununla beraber, Kasım 2008 döneminden bugüne politika faizlerinin 1.025 baz puan indirildiğini, bu nedenle mevcut konjonktürde politika faizlerinin seviyesinden ziyade uzun müddet düşük düzeylerde tutulmasının daha önemli olduğunu vurgulayan Kurul, bundan sonraki faiz kararlarının verilere ve gelişmelere bağlı olacağını belirtmiştir.''
Kurul üyelerine göre, gelişmekte olan ülkelerin kredi riskindeki nispi iyileşme sonucunda, bu ülkelere sermaye akımlarının güçlenmeye devam etmesinin de olası bir risk senaryosu olduğuna dikkat çekilen açıklamada, küresel ölçekte parasal ve mali genişleme sonucunda piyasaya sürülen yüksek miktarlı ve düşük maliyetli likiditenin, risk iştahındaki artışla birlikte gelişmekte olan ülke finansal varlıklarına olan talebi artırdığı kaydedildi.
Açıklamada, ''ekonomimizde halen kaynak kullanımının düşük düzeyde olması ve ithal girdi fiyatlarını aşağı yönde etkileyecek maliyet şoklarının nihai ürün fiyatlarına yansıma eğiliminin güçlü olması nedeniyle, sermaye girişlerinin hızlanması durumunda kısa vadede enflasyon üzerinde aşağı yönlü riskler artabilecektir. Böyle bir durumla karsılaşılması halinde politika faizlerinin geçici olarak daha da düşük seviyelere çekilmesi söz konusu olabilecektir'' denildi.

PETROL FİYATLARI RİSK UNSURU

Merkez Bankasının, para politikası stratejisini oluştururken maliye politikasına ilişkin gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceği vurgulanan açıklamada, Orta Vadeli Programda öngörülen tutarlı çerçeve, mali disiplini sağlamlaştıracak düzenlemelerle desteklenerek daha da güçlendirildiği takdirde, ülkenin kredi riskindeki göreli iyileşmeyi destekleyeceği ifade edildi.
Kurulun, programda yer alan hedeflerin uygulamada da hayata geçirilmesi halinde, tahmin ufku boyunca politika faizinin tek hanede kalmasının mümkün olduğunu düşündüğüne dikkat çekilen açıklamada, petrol ve diğer emtia fiyatlarının olası seyrinin önemli bir risk unsuru olmaya devam ettiği kaydedildi.
 Küresel ölçekte kamu otoritelerinin aldığı dengeleyici tedbirler sonucu bollaşan likiditenin, gelişmekte olan ülke para birimlerinin yanında emtia fiyatlarını da spekülatif hareketlere maruz bırakabileceğine işaret edilen açıklamada, ''dolayısıyla, küresel toparlanmanın yavaş ve kademeli olacağı bir senaryo esas alındığında dahi petrol ve diğer emtia fiyatlarına ilişkin temkinli olunması gerekmektedir'' denildi.

EMTİA FİYATLARI

Mevcut durumda ülke talep koşullarının halen zayıf olmasının, yukarı yönlü maliyet şoklarının yurt içi fiyatlara geçişini sınırladığı belirtilen açıklamada, bu nedenle Kurulun, özellikle yurt içi kaynak kullanımının düşük seyretmeye devam edeceği kısa vadede, küresel emtia fiyatlarındaki kısa vadeli dalgalanmalara tepki vermeyeceği ifade edildi.
Emtia fiyatlarında gözlenen artışın küresel büyümedeki kalıcı ve güçlü bir toparlanmadan kaynaklanan enflasyonist bir eğilime dönüşmesi durumunda ise, para politikası enflasyonu orta vadeli hedeflerle uyumlu tutacak şekilde gereken tedbirleri alacağı vurgulanan açıklamada, Merkez Bankasının, küresel krizin yurt içi ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlamak için üzerine düşeni yaptığı belirtildi.
 Küresel risklere karşı ekonominin direncini koruması için basiretli bir para politikasının gerekli olduğu, fakat bunun tek başına yeterli olmadığı ifade edilen açıklamada, ''Orta vadede mali disiplinin sürdürüleceğine dair taahhütlerin ve yapısal reform sürecinin güçlendirilmesi, beklenti yönetiminin etkinleştirilerek para politikası kararlarının olumlu etkilerinin desteklenmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede, Orta Vadeli Programın ve AB'ye uyum ve yakınsama sürecinin gerektirdiği yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi konusunda atılacak adımlar önemini korumaktadır'' şeklinde değerlendirme yapıldı.


Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : faiz,indirim

TURİZME TAHSİS EDİLECEK YERLER BELİRLENDİ


3/12/2009 · Kategori: Vergi Haber ve Makaleleri

TURİZME TAHSİS EDİLECEK YERLER BELİRLENDİ
ImageANKARA - Kültür ve Turizm Bakanlığı, çeşitli yerlerde bulunan toplam 48 adet taşınmazı, turizm amaçlı yatırım yapmak üzere yerli ve yabancı girişimcilere tahsis edecek.

Buna göre taşınmazlar, Turizmi Teşvik Kanunu ve bu Kanunun ilgili maddesine dayanılarak çıkartılan, Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak turizm amaçlı yatırım yapmak üzere yerli ve yabancı girişimcilere tahsis edilecek.
Girişimciler 4 Ocak 2009 tarihinde saat 16.30'a kadar istenilen bilgi ve belgeleri bakanlığa elden teslim edecekler.
Süresi içinde, kamu taşınmazının tahsisi talebinde bulunan yerli ve yabancı girişimciler, söz konusu yatırım için belirlenen toplam yatırım maliyetinin yüzde 5'i oranında kesin ve süresiz teminat mektubu verecekler.
Girişimciler birden fazla parsel için müracaat edebilecek.
Taleplerin değerlendirilebilmesi için ilan edilen parsellere ilişkin ayrıntılı açıklama ve bilgiyi içeren şartname, 16 Aralık 2009 tarihinden itibaren, Kültür ve Turizm Bakanlığında bulunan Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğünden (DÖSİMM) bedeli mukabili temin edilebilecek.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, turizm amaçlı yatırım yapmak üzere yerli ve yabancı girişimcilere tahsis edilecek kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi ile turizm alanı ve merkezleri şunlar:
''Afyonkarahisar Heybeli Termal turizm Merkezi, Afyonkarahisar Ömer-Gecek Termal Turizm Merkezi, Afyonkarahisar İhsaniye Gazlıgöl Termal Turizm Merkezi, Ankara Haymana Termal Turizm Merkezi, Antalya Demre Kale Kıyı Bandı Turizm Merkezi, Güney Antalya Turizm Alanı, Side Turizm Alanı, Aydın Didim Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi, Aydın Kuşadası Yatlimanı Turizm Merkezi, Çanakkale Geyikli Turizm Merkezi, Denizli Termal Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Akköy Gölemezli kesimi, Eskişehir Sakarıılıca Termal Turizm Merkezi, Isparta Davraz Dağı Kış Sporları Turizm Merkezi, İzmir Dikili Termal Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi, Kayseri Erciyes Kış Sporları Turizm Merkezi 1 numaralı Turizm yerleşim alanı, Kütahya Gediz Ilıcası Termal Turizm Merkezi, Kütahya Ilıca Harlek Termal Turizm Merkezi, Samsun Havza 25 Mayıs Termal Turizm Merkezi, Uşak Banaz Hamamboğazı Termal Turizm Merkezi, Yozgat Boğazlıyan Bahariye Termal Turizm Merkezi ile Yozgat Yerköy Güven/Kırşehir Çiçekdağı Bulamaçlı-Mahmutlu Termal Turizm Merkezi''

A.A.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : turizm,teşvik

bumin doğrusöz


3/12/2009 · Kategori: Vergi Haber ve Makaleleri

Vergide anayasaya aykırılık iddiaları

03.12.2009 | Bumin Doğrusöz | Yorum
<_script /><_script />

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült
  • <_script />addthis_pub = 'vodaco';<_script /> <_script /><_script />
<_script /> function f_showLinks (li) { try { f_display(li); } catch (e) { } } <_script />
Anayasa Mahkemesi'nin 15 Ekim'de yaptığı toplantısında, vergi mevzuatında yer alan ve pek çok kişiyi ilgilendiren bazı hükümleri iptal ettiğini daha önce duyurmuştuk. Ancak bu iptal kararları, gerekçesinin yazım aşaması tamamlanmadığından, henüz Resmi Gazete'de yayımlanmadı. Ancak iptal kararlarının sabit olması dolayısıyla gerekçeli karar yayımlanmasa da yargı mercileri tarafından dikkate alınacağına, yerleşik içtihada göre, kesin gözüyle bakılabilir.
Gerekçeli kararın yayımı beklenen iptal kararları;
* Gelir Vergisi Kanunu'nun 103. maddesinde yer alan ve 5479 sayılı kanunla değişik vergi tarifesinin son diliminde yer alan "40.000 YTL'den fazlasının 40.000 YTL'si için 9.190 YTL" ifadesinden sonra gelen "fazlası % 35 oranında" ibaresinin iptali.
* 5479 sayılı kanunla Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen ve yürürlükten kaldırılan yatırım indirimi istisnasında kazanılmış hakları düzenleyen geçici 69. maddede yer alan "(...) sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait (...)" ibaresinin iptali.  
* 5479 sayılı kanunun yürürlük tarihlerine ilişkin 15. maddesinin yatırım indirimi istisnasını 1.1.2006 tarihinden itibaren kaldıran düzenlemesi.
* Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 67. maddesinin 1. fıkrasının 1. paragrafının sonuna 5227 sayılı kanunla eklenen; "dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için bu oran % 0 olarak uygulanır" cümlesinin iptali.
* Vergi Usul Kanunu'nun 114. maddesinde yer alan ve idarenin matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurmasının zamanaşımını durduracağına ilişkin düzenlemenin iptali.
Ancak önümüzdeki günlerde başka kararlar da çıkacak. Çünkü mahkemenin gündeminde daha pek çok vergi düzenlemesi var. Anayasa Mahkemesi'nin gündeminde görüşülmek için sıra bekleyen iptal davasına konu vergi düzenlemelerinin önemlilerini, halen hakkında cezalı tarhiyat yapılan veya vergi yargısında davası bulunan pek çok kişiyi yakından ilgilendireceği düşüncesi ile aşağıda bir liste olarak aktarıyorum.
Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 2 sayılı listesinde kayıt ve tescile tabi olarak vergiye tabi tutulan araçların satın alındıktan sonra beş yıl içinde vasfının değiştirilmesini (örneğin 87.04 pozisyonundaki yük taşımaya elverişli bir aracın satın alındıktan sonra koltuk ilave ettirilerek 87.03 pozisyonunda insan taşımaya mahsus araca dönüştürülmesini) vergiye tabi tutan düzenlemesi (Ankara 2. Vergi Mahkemesi'nin başvurusu)...
Vergi Usul Kanunu'nun idari komisyonlara seçileceklerde aranılacak özellikleri düzenleyen 87. maddesinde 5728 sayılı kanunla yapılan değişiklik (Bir grup milletvekilince açılan iptal davası)...
Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin idarece iadesi gereken paralara tecil faizi oranında faiz işletilmesini idarenin tasarrufuna ve üç aylık süre sonrasına bırakan 4 numaralı fıkra düzenlemesi (Aydın Bölge İdare Mahkemesi'nin başvurusu)...
Vergi Usul Kanunu'nun 367. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkralarındaki soruşturma ve kovuşturma yetkilerine ilişkin düzenleme (İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin başvurusu - Bu başvurunun ilk incelemesi bugün yapılacaktır)...
Vergi Usul Kanunu'nun "Bilgi Vermekten Çekinenler ile 256, 257 ve Mükerrer 257. Maddesine Uymayanlar için Ceza" başlıklı mükerrer 355. maddesinin 4369 sayılı kanunla değişik 1. fıkrası (İstanbul 2. Vergi Mahkemesi'nin başvurusu)... 
Vergi Usul Kanunu'nun 4108 sayılı kanunla değişik 353. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "(...) Maliye Bakanlığı'nca Düzenleme Zorunluluğu Getirilen Belgelerin (...)" ibaresinin anayasaya aykırılığı (Bursa 2. Vergi Mahkemesi'nin başvurusu)...
Vergi Usul Kanunu'nun 4369 sayılı kanunla değişik tekerrür dolayısıyla ceza artırımını düzenleyen 339. maddesi (Zonguldak Vergi Mahkemesi'nin başvurusu)...
Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 2 sayılı listesinde kayıt ve tescile tabi olarak vergiye tabi tutulan araçların satın alındıktan sonra beş yıl içinde vasfının değiştirilmesini (örneğin 87.04 pozisyonundaki yük taşımaya elverişli bir aracın satın alındıktan sonra koltuk ilave ettirilerek 87.03 pozisyonunda insan taşımaya mahsus araca dönüştürülmesini) vergiye tabi tutan düzenlemesi (md. 15/2b) (Ankara 2. Vergi Mahkemesi'nin başvurusu)...
Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na ekli (II) sayılı listede yer alan malların, Başbakanlık Merkez Teşkilatı'na tesliminin Özel Tüketim Vergisi'nden (md. 7/3) ve Katma Değer Vergisi'nden istisna eden (md.17/4r) (Ana Muhalefet Partisi'nin ve Bucak İcra Hukuk Mahkemesi'nin başvuruları)...
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun "Ödeme Emri ne İtiraz" başlıklı 58. maddesinin "haksız çıkma zammını düzenleyen" 5. fıkrası (İstanbul 2. Vergi Mahkemesi'nin başvurusu)...
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan 5766 Sayılı Kanun'un, bu kanunla 6183 sayılı kanunda yapılan değişiklikler ve eklenen hükümlerin, hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanacağını öngören geçici 1. maddesi (Bu hükmün iptali halinde en fazla etkilenecek düzenlemeler: Kanuni temsilcilerin sorumluluğu, limitet şirket ortaklarının sorumluluğu, yurtdışı çıkış yasağı uygulaması ve tecille ilgili düzenlemelerdir.)(Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nin başvurusu)...
Varlık Barışı Hakkında 5811 Sayılı Kanun'un bu kanuna göre beyan edilecek değerler üzerinden ödenecek vergi oranlarını düzenleyen 3. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi (bir grup milletvekili tarafından açılan iptal davası)...
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu'nun 5035 sayılı kanunla değişik 2. maddesinin arazi taşıtının tanımını yapan 7. fıkrası ile 5. maddesindeki 1 sayılı tarifede yer alan "arazi taşıtı" ibaresi (Ankara 1. Vergi Mahkemesi'nin başvurusu)...
Anayasa Mahkemesi'nin bu düzenlemelerin hangilerini anayasaya uygun, hangilerini anayasaya aykırı bulacağını bekleyip göreceğiz.

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : vergi,yargı

veysi seviğ bumin doğrusöz


2/12/2009 · Kategori: Vergi Haber ve Makaleleri

Danışmanlık şirketi yılda bir kez genel kurulunu toplamalı

02.12.2009 | Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz | Yorum
<_script /><_script />

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült
  • <_script />addthis_pub = 'vodaco';<_script /> <_script /><_script />
<_script /> function f_showLinks (li) { try { f_display(li); } catch (e) { } } <_script />
SORU: Bazı arkadaşlarımla bir araya gelerek teknik bir alanda danışmalık şirketi kurduk. Bu şirketin yönetim kurulu var. Ayrıca ana sözleşmeye göre bütün ortaklarla da "genel kurul" şeklinde bir toplantı yapmamız gerekiyormuş. Bu toplantıyı ne zaman yapacağız, kimler katılacak ve en önemlisi bu toplantıda neleri görüşmek zorundayız. Şirketi kurduğumuz yer küçük bir ilçe olduğu için kimseden doyurucu bilgi aşamadım. Bizi aydınlatırsanız sevinirim.
YANIT: Türk Ticaret Yasası'nın 364'üncü maddesi uyarınca anonim şirketlerde genel kurul adi ve fevkalade olarak toplanmaktadır. Yasal düzenleme gereği adi toplantılar her hesap devresi sonundan itibaren üç ay içinde en az yılda bir defa olur. Bu toplantıda sözü edilen yasanın 369'uncu maddesinde yer alan gündem konuları görüşülür. Bu konular;
* Yönetim kurulu ve murakıplar tarafından verilen raporların okunması,
* Şirketin bilanço ve kâr zarar hesabının ve kazancının dağıtılması hakkındaki tekliflerin onaylanması veya değiştirilecek şekilde kabul veya reddi,
* Yönetim kurulu üyeleriyle murakıpların (denetçilerin) ücret ve aidatları sözleşmede belirlenmemiş ise bu ücretlerin belirlenmesi,
* Süreleri sona ermiş olan yönetim kurulu üyeleriyle denetçilerin tekrar seçilmesi veya değiştirilmeleri,
* Gerekli görülen diğer hususlardır.
Genel kurul toplantısına davet ya ilan yoluyla veyahut da davet mektubu ile olur. Emredici nitelikte olan Türk Ticaret Yasası'nın 368'inci maddesine göre, usulüne uygun bir çağrının varlığının kabul edilebilmesi için asgari iki koşulun gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlardan ilki davetin Türk Ticaret Yasası'nın 37'nci maddesinde anılan Türk Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesi, ayrıca bütün nama yazılı pay sahipleri ve varsa, şirkete önceden hamiline yazılı pay senetlerini ibraz ederek ikametgâhlarını bildiren diğer ortaklara taahhütlü mektupla bildirilmesidir.
Bu koşullara uyulmamışsa ortada yasaya ve usulüne uygun genel kurul daveti olmadığı için bu şekilde toplanan bir genel kurulun varlığından da bahis edilemez.
Türk Ticaret Yasası'nın 370'inci maddesinde hükme bağlandığı üzere bütün payların sahip ve temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer zorunluluklar saklı kalmak koşuluyla, toplantıya davet hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul toplanabilir.
Böyle bir toplantıda bütün pay sahip veya temsilcileri hazır olmak koşuluyla genel kurul görevlerinden olan hususlar tartışılarak karara bağlanabilir.
Diğer yandan Türk Ticaret Yasası'nın 372'nci maddesi gereği olarak genel kurullar Türk Ticaret Yasası'nda veya ana sözleşmede aksine hüküm bulunan haller hariç olmak üzere şirket sermayesinin en az dörtte birini temsil eden pay sahiplerinin huzuruyla toplanırlar. İlk toplantıda bu nisap hasıl olmadığı takdirde tekrar toplantıya davet edilirler. (V. Seviğ)
 
NÜSHANIN DAMGA VERGİSİ
SORU: Şirketimiz faaliyeti çerçevesinde müşteri firmalarla kiralama işlemleri yapmaktadır. Bu gibi hallerde kiralama sözleşmeleri iki örnek olarak düzenlemektedir. Böyle bir durumda her iki örnek sözleşme de ayrı ayrı Damga Vergisi'ne tabi tutulacak mıdır?
YANIT: Damga Vergisi Yasası'nın birinci maddesinde yer alan tanımlama uyarınca sözü edilen yasada yer alan "Kâğıtlar terimi, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade eder."
Aynı yasanın üçüncü maddesi gereği olarak "Damga Vergisi'nin mükellefi kâğıtları imza edenlerdir."
Diğer yandan yasal düzenleme gereği "Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kâğıtların her nüshası ayrı ayrı aynı miktar veya nispette Damga Vergisi'ne tabidir. Kısaca yasa maddesinde bahsi geçen nüsha bir kâğıdın içindeki bilgileri aynen taşıyan benzeri niteliğindeki kâğıttır.
Bir başka anlatımla nüsha; aynı kuvveti haiz olmak üzere birden fazla düzenlenmiş olan kâğıtlardan her biridir. Nüshalarda, kâğıdın vergiye tabi olmasını gerektiren imza veya imzalar ayrı ayrı yer almaktadır. İmzanın, her nüshaya ayrı ayrı atılmış olması veya araya karbon kâğıdı konarak hepsinin bir defada imza edilmiş bulunması sonucu etkilememektedir.
Suretlerde ise imza bulunmamaktadır. Asıl nüshadan çıkarılan suretlerin geçerliliği, aslının aynı olduğu tasdik edilerek sağlanmaktadır.
Dolayısıyla birden fazla düzenlenmiş olan kâğıtlardan her biri nüshadır ve Damga Vergisi Yasası'nın 5'nci maddesi gereğince her biri ayrı ayrı aynı miktar veya nispette vergiye tabidir. Resmi dairelere ibraz edilecek olan suretlerin ise (I) sayılı (1) sayılı tablonun IV/3 fıkrasına göre; aslı 1.00 TL den fazla maktu ve nispi vergiye tabi kâğıtlardan olmak şartıyla 0.50 TL maktu vergiye tabi tutulması gerekir.
Bu itibarla, faaliyetiniz gereği müşteri firmalar ile kiralama sözleşmeleri düzenlenirken, sözleşmenin birden fazla düzenlenmiş olması halinde, her nüshanın ayrı ayrı aynı miktar veya nispette Damga Vergisi'ne tabi tutulması, bu sözleşmenin suretinin resmi dairelere ibraz edilmesi halinde de 0.50 TL tutarında maktu Damga Vergisi'ne tabi olması gerekmektedir. (V. Seviğ)
 
GECİKME ZAMMI ORANINDA İNDİRİM YAPILDI
SORU: Vergi borcumuzu bazen yaşadığımız ekonomik sorunlar nedeniyle vadesinde ödeyemiyoruz, bazen de çok gecikiyoruz. Böyle bir gecikmede bize uygulanan faiz, dünyanın en yüksek resmi faizi niteliğinde. Bu faizin makul bir düzeye indirilmesi mümkün değil mi? Günümüzde Merkez Bankası bile faizi düşürüyor.
YANIT: Bakanlar Kurulu'nun 2009/15565 sayılı kararı ile "Kamu Alacakları için Uygulanan Gecikme Zammı Oranı" yeniden belirlenmiş bulunmaktadır. (Bakınız 19.11.2009 gün ve 27411 sayılı Resmi Gazete)
Bu karar uyarınca gecikme zammı oranı her ay için ayrı ayrı uygulanmak üzere aylık yüzde 1,95 olarak belirlenmiş olup, bu oran 19.11.2009 tarihinden itibaren geçerli bulunmaktadır.
Buna göre, 19.11.2009 tarihinden önce vadesi geldiği halde bu tarihe kadar ödenmemiş olan amme alacaklarının bu tarihten itibaren ödenecek kısımlarına ve 19.11.2009 tarihinden itibaren vadesi geldiği halde vadelerinde ödenmeyen amme alacaklarına her ay için ayrı ayrı yüzde 1,95 oranında gecikme zammı uygulanacaktır.
Diğer yandan Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın 51'inci maddesi uyarınca, ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesaplandığından, 19.11.2009 tarihinden itibaren (bu tarih dâhil) günlük gecikme zammı oranı (1.95/100/30=) 0,00065 olarak uygulanacaktır.
Bu düzenlemeye paralel olarak Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Tahsilat Genel Tebliğ Seri: C.Sıra No:1 ile yapılan açıklamalar çerçevesinde yıllık olarak yüzde 24 oranında Tecil Faizi 21.11.2009 tarihinden itibaren yıllık yüzde 19 oranında hesaplanacaktır.
Yapılan bu yeni düzenleme ve Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde tacil faizi ile gecikme zammı oranları yukarıda belirtilen oranlara indirilmiş bulunmaktadır. (V. Seviğ)
 
 
YARGI KARARLARINDA
 
İDARENİN TEMİNAT TALEBİ
1. Danıştay 7. Dairesi E.2006/1290, K.2007/3194 sayı ve 3.10.2007 tarihli kararı;
"6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un birinci kısmının, "Amme Alacaklarının Korunması" başlıklı ikinci bölümünde yer alan 9'uncu maddesinde; Vergi Usul Kanununun 344'üncü maddesi uyarınca vergi zıyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359'uncu maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde, vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplamalara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği hükme bağlanmıştır. Görüldüğü üzere, maddede, teminat sayesinde, henüz tarh aşaması tamamlanmayan kamu alacaklarının korunması amaçlanmış, aynı bölümün izleyen maddelerinde de bu yöntemin uygulanmasına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup, tarh ve tebliğ edilerek tahsil edilebilir hale gelen kamu alacakları için anılan hüküm uyarınca teminat istenmesine olanak bulunmamaktadır. Bu durumda; olayda, ödeme emri aşaması da geçirilen kamu alacağının tahsili için 6183 sayılı Kanunda öngörülen diğer cebren tahsil yöntemlerine başvurulması gerekirken, teminat istenmesi yolunda tesis edilen işlemde yasaya uyarlık bulunmadığından, bu husus dikkate alınmadan verilen mahkeme kararında isabet görülmemiştir."
 
2. Danıştay 4. Dairesi E.2005/1452, K.2005/5238 sayı ve 22.12.2005 tarihli kararı;
"6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu'nun 13'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının 1'inci bendinde, 9'uncu madde gereğince teminat istenmesini mucip hallerin varlığı halinde ihtiyati haciz kararı alınacağı, 9'uncu maddede ise Vergi Usul Kanunu'nun 344'üncü maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359'uncu maddede sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanması halinde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği öngörülmüştür. Buna göre, ancak vergi incelemesinin devam ettiği durumlarda yapılan ilk hesaplamalara göre teminat istenebilecek ve ihtiyati haciz kararı alınabilecektir. İnceleme sonuçlanıp, tarhiyat yapıldıktan sonra bu düzenleme uyarınca ihtiyati haciz kararı alınması mümkün değildir. Diğer bir deyimle, bu madde uyarınca ilgililer hakkında ihtiyati haciz kararı alınabilmesi için incelemenin henüz tamamlanmamış olması gerekmektedir. Olayda ise bu yönde bir inceleme ya da işlem bulunmamakta, şirketin kesinleşen ve vadesinde ödenmeyen vergi borçlarının şirketten tahsil olanağı kalmadığı ileri sürülerek kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla şirketin yönetim kurulu başkanı ve başkan vekili olan davacılar hakkında anılan yasal gerekçeyle ihtiyati haciz kararı alındığı anlaşılmakta olup, kesinleşen vergi borcu nedeniyle 13'üncü maddenin 1'inci fıkrasının 1'inci bendi uyarınca ihtiyati haciz kararı alınmasına mümkün değildir. Bu durumda, uyuşmazlıkta 6183 sayılı Kanunun 9'uncu maddesi ve 13'üncü maddesinin 1 inci fıkrasının 1'inci bendinde ihtiyati haciz kararı alınması için aranan şartlar gerçekleşmemiş olduğundan, davacılar hakkında tesis edilen ihtiyati haciz işleminde ve bu işleme karşı açılan davayı reddeden Mahkeme kararında isabet görülmemiştir."
 
3. Danıştay 3. Dairesi E.1992/799, K.1993/637 sayı ve 23.2.1993 tarihli kararı;
"Teminat istenmesini gerektiren haller ile ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk gibi amme alacaklarının korunması bakımından öngörülen tedbirler, cebri takibat ve tahsil yöntemleriyle değil ‘doğrudan korunma' ile ilgili olması nedeniyle farklı ilkelere dayanmaktadır. Bu hükümler, tahakkuk etmemiş ancak gerekli muamelelere başlanmış alacaklara uygulanabileceğinden kaçakçılık hallerinin mevcudiyetinin kesin ve tespit edilmiş olması gerekmez."
 
 
 
ARALIK AYI MALİ TAKVİMİ
 
7 Aralık
* Kasım 2009 dönemi çeklere ait değerli kâğıtlar vergisi bildirimi ve ödemesi
* Ekim 2009 dönemine ait mal/hizmet alım ve satımlarına ilişkin bildirim formlarının (Form Ba, Form Bs) ibrazı
 
9 Aralık
* 15-30 Kasım 2009 dönemine ait noterlerce yapılan makbuz karşılığı ödemelere ait bildirimlerin verilmesi ve ödenmesi
 
10 Aralık
* 15-30 Kasım 2009 dönemi petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin Özel Tüketim Vergisi'nin beyanı ve ödemesi
* Kasım 2009 dönemi kolalı gazozlar, alkollü içecekler ve tütün mamullerine ilişkin Özel Tüketim Vergisi beyanı ve ödemesi
* Kasım 2009 dönemi motorlu taşıt araçlarına ilişkin (tescile tabi olmayanlar) Özel Tüketim Vergisi beyanı ve ödemesi
* Kasım 2009 dönemi dayanıklı tüketim malları ve diğer mallara ilişkin Özel Tüketim Vergisi'nin beyanı ve ödemesi
* Kasım 2009 dönemi BSMV beyanı ve ödemesi
* Kasım 2009 dönemi Özel İletişim Vergisi beyanı ve ödemesi
* Kasım 2009 dönemi KKDF kesintilerinin bildirim ve ödemesi
 
21 Aralık
* Kasım 2009 dönemine ait kolalı gazozlara ilişkin Ek:7 No'lu ÖTV Bildirim Formu
* Kasım 2009 dönemine ait alkollü içeceklere ilişkin Ek:8 No'lu ÖTV Bildirim Formu
* Kasım 2009 dönemine ait tütün mamullerine ilişkin Ek:9 No'lu ÖTV Bildirim Formu 
* Kasım 2009 dönemine ait petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin Ek:4 No'lu ÖTV Bildirim Formu
* Kasım 2009 dönemine ait dayanıklı tüketim ve diğer mallarına ilişkin Ek:10 No'lu ÖTV Bildirim Formu
* Kasım 2009 dönemine ait yarışma ve çekiliş ile futbol müsabakalarına ve at yarışlarına ait intikal vergisi beyanı ve ödemesi
* Kasım 2009 dönemi ilan ve reklam vergisi beyanı ve ödemesi
* Kasım 2009 dönemine ait şans oyunları vergisinin beyanı ve ödemesi
* Kasım 2009 dönemi müşterek bahislere ait eğlence vergi beyan ve ödemesi
* Kasım 2009 dönemine ait yangın sigortası vergisi beyanı ve ödemesi
* Kasım 2009 dönemine ait elektrik ve havagazı tüketimi vergisi beyanı ve ödemesi
 
23 Aralık
* Kasım 2009 dönemine ait Kurumlar Vergisi stopajının muhtasar beyanname ile beyanı
* Kasım 2009 dönemine ait Gelir Vergisi stopajının muhtasar beyanname ile beyanı
* Kasım 2009 dönemine ait istihkaktan kesinti suretiyle tahsil edilen damga vergisi ile sürekli mükellefiyeti bulunanlar için makbuz karşılığı ödenmesi gereken Damga Vergisi'nin beyanı
 
24 Aralık
* Kasım 2009 dönemi Katma Değer Vergisi'nin beyanı
* 1-15 Aralık 2009 dönemine ait noterlerce yapılan makbuz karşılığı ödemelere ait bildirimlerin verilmesi ve ödenmesi
 
25 Aralık
* 1-15 Aralık 2009 dönemi petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin Özel Tüketim Vergisi'nin beyanı ve ödemesi
 
28 Aralık
* Kasım 2009 dönemine ait Kurumlar Vergisi stopajının ödenmesi
* Kasım 2009 dönemine ait Gelir Vergisi stopajının ödenmesi
* Kasım 2009 dönemine ait istihkaktan kesinti suretiyle tahsil edilen Damga Vergisi ile sürekli mükellefiyeti bulunanlar için makbuz karşılığı ödenmesi gereken Damga Vergisi'nin ödenmesi
* Kasım 2009 dönemi Katma Değer Vergisi'nin ödenmesi
* Kasım 2009 dönemi 4/1-a kapsamında sigortalı (SSK'lı) olanlara ilişkin aylık prim ve hizmet bildirgelerinin verilmesi
 
31 Aralık
* Kasım 2009 dönemine ait Haberleşme Vergisi'nin beyanı ve ödemesi
* Kasım 2009 dönemi SSK sigorta primlerinin ödemesi
* Bağ-Kur sigortalılarının Aralık 2009 sigorta primi ve sağlık sigorta primlerinin ödemesi
* Yıllık gelir vergisi beyannamelerinde, toplam gelir içindeki zirai kazançları yüzde 75 ve daha yüksek oranda olanlar için 2. taksit ödemesi
* 2010 yılında kullanılacak yasal defterlere ilişkin açılış tasdiki

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : vergi,finans

« Önceki ::